“Hayalleri” Gerçek Olmayacak, Siyasal Çizgimizden “Firarları” Soluksuz Kalacaktır!

Tarihsel hafızamız bir kez daha tanığı olduğumuz gelişmelere kapısını aralamıştır. Ne proletaryanın iktidar mücadelesine sırtını dönenlerin kavga kaçkınlığı ilktir ne de kızıla boyanan tarihimizi lekelemeye kalkışanlar son olacaktır. Sınıf mücadelesinin turnusol görevi gördüğü her keskin dönemeç kendilerine yeni bir sicil yazmaya çalışanları karşımıza çıkaracaktır. Yabancısı olmadığımız, bu iflah olmazlığın tecrübe edemediği Proletarya Partisi’nin çizgisine her kast etmenin hüsranla sonuçlandığıdır.

Ülkemiz toprakları üzerinde 45 yıllık bir mücadele serüvenine sahip bulunan Proletarya Partisi’nin komünist çizgisini tasfiyeye yönelen, her türlü kuralsızlığı ve itibarsızlaştırmayı pusula edinmiş iflah olmazlıkla bir kez daha karşılaşmış bunuyoruz. Tarihsel süreç boyunca hep aynı karekteri taşıyan, her türden tasfiyeciliğin, darbeci ve hizipçi kalkışmanın yaptığı kader birliği/akibet ortaklığı ise bir tesadüf değildir. Aynı yolun yolcuları olarak ne gittikleri yol bir sır, ne de indikeri durak bilinmezdir! Sınıf mücadelesinin dışına, halkın ve devrim mücadelesinin uzağına düşmeye; kimliksizleşme, yozlaşma ve çürüme durağında inmeye mahkumdurlar.

Siyasal kimliksizleşmede kaydettikleri mesafe, devrim ve komünizm şehitlerini anma ve sahiplenme sahtekarlığıyla level atlamıştır. Gizli-açık hizip faaliyetleri gelinen aşamada devrim ve komünizm şehitlerini anma gündemi kullanılarak deklare edilmiş, ifşa olmuştur. Devrim ve komünizm şehitlerini andığımız Ocak ayı vesilesiyle yapılan “açıklama” şehitleri sahiplenmenin, anmanın değil yaşamlarıyla feda oldukları ideolojik, siyasal ve örgütsel çizginin terkedilmesinin ilanı olmuştur. Bu terkedişin bir süredir çeşitli şekilde görünür yanları bulunsa da devrim ve komünizm şehitlerini anarak kendilerine itibar(!) kazandırmanın, istismar etmenin yolunu tercih etmişlerdir. Şehitlerimizin izlediği ve yaşamlarını feda ettiği çizgiyle ilgisi kalmayanların, amaçlarından ve ideallerinden kopanların, şehitlerimizi “anarak” kendilerine bir değer katamayacaklarını peşinen söylemeliyiz. Şehitlerimiz; siyasal, ideolojik ve örgütsel tutumlarıyla, Demokratik Halk Devrimi, Sosyalizm ve Komünizm mücadelesi uğruna vazgeçtikleri yaşamlarıyla tarihsel rollerini oynamış, görevlerini yerine getirmişlerdir. Şehitlerimizin yarattığı değerlerin tasfiyeciliğin hizip çıkarları için kullanılmaya değil, yürüdükleri yolu adımlamaya, amaçlarını ve yarım kalan düşlerini gerçekleştirmeye ihtiyacı vardır. Bu yolu yürüyecek, amaçlarını ve yarım kalan düşlerini gerçekleştireceğimizden kimsenin şüphesi bulunmasın!

Partizan Şehit Ve Tutsak Aileleri olarak; şehitlerimizin yaşamlarını sakınmadığı, canlarını verme pahasına savunduğu çizgiyi takip etmek, tuğla tuğla bedenleriyle yükselttikleri mücadeleyi büyütmek boynumuzun borcudur. Bu borcu siyasal, ideolojik çizgimizde sebat ederek, politik ve örgütsel görevlerimize sarılarak yerine getirebilir, ödeyebiliriz.

Onlardan öğrendiğimiz; devrim ve komünizm davasına inanç, çizgiye bağlılık, halka güvendir.

Onlardan öğrendiğimiz; kendi çıkarlarını halkın ve devrim mücadelesinin üstünde tutanlara, değerlerimizi cülüs gibi harcayanlara, gaspedenlere set olmaktır.

Onlardan öğrendiğimiz; devrim ve komünizm mücadelesini yolundan alıkoymaya çalışan, tasfiyeye yönelen burjuva reformist anlayışlara, darbeci, hizipçi kalkışmaya karşı amansız tavır alış içerisinde olmaktır.

Onlardan öğrendiğimiz; elden ele devrettikleri kızıl bayrağı her türden küçük-burjuva reformist anlayışların şemsiyesi altına çekmek isteyenlere karşı daha da yükseklerde dalgalandırarak yanıt olmaktır.

Onlardan öğrendiğimiz; faşist-feodal düzenin saldırılarına değil şehitlerimizin mirası ve gözbebeği gibi korumayı vasiyet ettikleri Proletarya Partisi’ne karşı birleşenlerin siyasal kimliksizleşmesine, ideolojik, politik iddiasızlığına, yozlaşmasına karşı bulunduğumuz her alanda mücadele etmekten geri durmamaktır.

Şehitlerimizden ögrendiklerimizi uygulamaktan, emanetlerini ve değerli hatıralarını korumaktan bir an olsun vazgeçmeyeceğiz.

Bu nedenledir ki referansımız şehitlerimizin ve tutsaklarımızın faşist-feodal düzene karşı giriştiği can bedeli mücadele, her türden kavga kaçkınlığına aldıkları siyasal, ideolojik ve örgütsel tutum olacaktır.

Bizler bu tutumun kararlı birer takipçisi, sahiplenicisi ve yaşatanı olacağız. Günü ve geleceği kendi tasfiyeci hizip çıkarlarına göre yaşamaktan başka bir ufku bulunmayanlara, siyasi birlikten yoksun şekilde aynı kadraja girenlere söyleyecek sözümüz, değerlerimizin üstünde tepinmelerine müsaade etmeyecek gücümüz bulunmaktadır! Şehit ve tutsak aileleri olarak “bozguncu”ların irademizi gaspetme girişimleri karşısında tavrımız ne idiyse değerlerimizi ve mirasımızı gaspa yönelen “yalan söyleme şampiyonlarına da” tavrımız aynı olacaktır. “Hayalleri” gerçek olmayacak, siyasal çizgimizden “firarları” soluksuz kalacaktır.

Kendilerine yazmaya çalıştıkları sicil siyasi kimliksizlikle birlikte kolektifin olanaklarını faşist-feodal düzene karşı değil bizlere karşı bir silah olarak kullanmaya başlamalarıdır. Bu nedenledir ki affa uğramayacak denli bozulmuş bir sicille kayıt altına alınmışlardır. Şehitleri andığımız etkinlikler kolektifin olanaklarında kendisine yer bulamazken yürütülen her çalışmayı kendi hanelerine yazmak ve göstermek için burjuva kalemşörlere şapka çıkartacak maharetler sergilemişlerdir. Kitlelerin manüple edilmesinde söylenen yalanların haddi hesabı yokken, Partizan adını unutturmak istercesine yürütülen her çalışmayı mülkü olarak gördükleri Özgür Gelecek “okurları” adına not düşecek kadar ucuza kaçmayı seçmektedirler. Partizan Şehit Ve Tutsak Aileleri olarak adımıza kodlanan ve hiçbir beyhudelikle unutturulması mümkün olmayan bu temsil oluşun daha güçlü şekilde varolması kaçınılmazdır. Hem de “geçici” bir varolma hayaliyle bunun yapılmak istenmesi sadece kötü bir ironidir!

Kayıplarımız ağır, yaralarımız tazeyken, Aliboğazı’nda ölümsüzleşen üç halk savaşçısı attığımız sloganlarda isimsizken; beş kızıl karanfilimizin ölümsüzlük yıldönümünde tasfiyeciliğe çatmak, darbeciliğe ve hizip kalkışmasını mahkum etmek görevlerimiz arasında, “herkes görevini yapsın” talimatına uygun olarak yer almaktadır.

Tüm şehit ve tutsak ailelerimizi bu bilinçle tasfiyeciliğe, darbeci hizip kalkışmasına aktif tavır almaya çağırıyoruz!

Tasfiyeciliği, darbeci hizip kalkışmasını mahkum edelim!

Devrim ve komünizm şehitleri ölümsüzdür!

Yaşasın şehit ve tutsak ailelerinin örgütlü mücadelesi!

   Partizan Şehit Ve Tutsak Aileleri

   2 Şubat 2017