PROLETER KADIN HAREKETİ VE İDEOLOJİK MÜCADELE

İçinden geçtiğimiz süreç birçok yönüyle özelde de cinsiyet mücadelesi açısından derinliğine incelenmesi ve devrimci sonuçlar çıkarılması zorunlu olan bir dönemdir. İdeolojik “dejenerasyonun” alabildiğine güçlendiği, reformizmin devrimcilik diye yutturulmaya çalışıldığı bir dönemi tarif eden, içinden geçilen süreç, kadın mücadelesi cephesinden de çok boyutlu saldırıları kapsamaktadır. Devrimci mücedelede umutsuzlukla beslenenler, reformist belleklerinin ürünü çizgilerine kitlenin kaygı ve endişelerini de payanda ederek, sistem içi çözümlere kendilerini zincirlercesine geliştirdikleri politikaları, kitlelere mâletme noktasında gayretkeş tutumlarını sürdürmekte ve bu cephede kitlelerin bilincini bulandırmayı da “başarmaktadırlar”. Oldukça çoğalan bu gibi anlayış/hareketler Marksizm adına reformizm bayrağını sallamaktadır.

Kadın kimliğine yönelik fiziksel, cinsel, sözlü, psikolojik, sanal vb. saldırılar dilden düşürülmeden tartışmalar yürütülürken; kadın mücadelesine yönelik ideolojik saldırıların ana kaynağı gözardı edilerek salırılar doğrudan Marksizm’e yönelmektedir. Marksizm’i kavrayıştaki eksiklik MLM’ler cephesinden “yüzeysel” bir değerlendirmeyle ele alındığından ahvalimiz; elimizde bütün insanlığı etkileyebilecek ve toplumsal yapıyı alt üst edecek bir silah tutarken “kullanmamakla” açıklanabilir bir durumu tarif edilir ancak. Bu gerçeklikle yüzleşmekten korkmak, proleter devrimci bir anlayıştan yoksunluk anlamına gelecektir. Bu anlamda ideolojik ve teorik alanda kadın sorunu cephesindeki zayıflıklarımızı/açmazlarımızı tartışmaktan ve aşmak için kendimizle hesaplaşmaktan korkmuyoruz/korkmadık. Proleter düşünceyi özümsememekten (kavrayamamaktan) kaynaklı çeşitli yanlış fikirler/kaygılardan, Partimiz de etkilenmiştir/etkilenmektedir.

Durumu biraz açmaya çalışalım: Bir yanda “ya feminizme kayarsak” “korkusu” diğer yanda “proleter kadın bilincini ve mücadelesini geliştirmek adı altında üretilen eril, cinsiyetçi, heteroseksist erkek egemen vd.” yaklaşım ve bu iki anlayış arasında sürüp gidemeyen ideolojik mücadele. Bu iki yaklaşım arasında, kadın mücadelesinin Partimiz saflarında hakettiği düzeye ulaşamamasından tutalım da, kadınların ürettiği değerin yeterince anlaşılamamasına kadar kadınların devrimci gücünü görememe vb. oluşan tablo, bilinç bulanıklığını artırır, gidererek ideolojik sapmaların yolunu açar. Biri diğerini tamamlayan, devamı olan ve aynı sınıfsal özden beslenen bu iki anlayışla mücadele önümüzdeki sürecin çetin tartışma alanlarından birini oluşturmaktadır.

Yöntem Sorunu

Yukarıda bahsini ettiğimiz ideolojik mücadele özgülünde Marksist yöntemi -diyalektik tarihsel materyalist yöntemi- kadın sorunu özgülünde elimizde etkili bir silah haline dönüştüremedik. Bunun temel nedeni silahı kullanmayı bilmeyişimiz mi? Silahı tanımayışımız mı? Nasıl çalışıp, işlediğine ilişkin yeterli olmayan kavrayış düzeyimiz mi? Bu soruların yanıtını aramak, yarını bu günden kurmada, anı ve ihtiyacını anlamada ve o ihtiyaca göre şekillenmede devrimci görevlerimizden birisidir. Sadece biyolojik olarak kadın olmak, kadın sorununu doğru bilimsel yöntemle tartıştığımız ya da bilince çıkardığımız anlamına gelmemektedir. Öncelikle erkeklerin “alanı” olan değerlendirilen teori ve politika alanına yönelmemiz ve bu alanda yetkinleşmemiz gerekmektedir. Erkek egemen anlayışın bu alanlara “buyrun” demesini beklemek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Kaldı ki bunu beklemek proleter devrimci kadınlar için kabul edilebilir bir şey değildir. Tam da yöntem sorununu bu açıdan anlamalı, bilimsel bilgiye ulaşma çabamızı artırmalıyız. Sorunlarımızı tespit etmekten tutalım da kaynağına, cinsiyet eşitsizliğinin tarihsel köklerininden tutalım da bugün geldiği boyut ve biçime, kadın sorununda ortaya çıkan akımlardan tutalım da kendi çizgimizdeki burjuva-küçük-burjuva anlayış ve eğilimlere kadar bütün alanlarda bilimsel bilgiye ulaşmanın tek koşulu; doğru bilimsel yöntemi kullanmakla başlar.

Bu sorunu birkaç boyut ve yönüyle tartışabiliriz.

Birincisi; Ustaların kadın sorununu ortaya koyuşunda özel bir çalışmalarının olmaması; kadınlara kullanmaları için en bilimsel yöntemi sunmanın ötesinde kadın sorunun tahlili ve çözümü noktasında soruna özgün eğilmemeleri ve olabildiğince genel bir çözüm perspektifi sunmasıdır. Kadın sorununun da ki mücadelede kat edilen mesafe, en geniş kadın kesiminin “cinsiyet özgürlükçü” mücadelesi ve sorunun çözümüne dair çeşitlenen politik yaklaşımlar karmaşık olan bu toplumsal sorunu daha fazla karmaşık hale getirmiştir.

İkincisi; MLM çizgide ustalardan sonra eksikliği gideren, boşluğu dolduran bir sürecin/atılımın olmaması. Yani ustaların genel belirlemelerinden çokça ötesine gidemeyen, bu anlamda bilinenin tekrarına düşülen durumdur.

Üçüncüsü; Sorun kadın sorunu olduğunda burjuva ve küçük burjuva sınıf karakterli kadın hareketlerinin şekilsiz ve yalpalayan oportünüst-revizyonist tutumları “Marksizm’in yetersizliği” düşüncesine hızla savrulmalarına yol açmaktadır. Marksist yöntemlerin yetersizliği şeklinde anlaşıldığından başka yöntemleri (kaldı ki geriye tek bir yöntem vardır: Burjuva idealizmi) kullanma çabasına girilmesidir.

Bununla birlikte çokça “boşluk” olarak ifade edilenle yapılmak istenen; diyalektik tarihsel materyalist yöntemin yani Marksizm’in yanlışlığına varmak olmaktadır. Marksizm adına Marksizm’in “cinsiyet körü” olduğu yönünde yapılan belirlemeler bundandır. Ve bu post-modernist yaklaşım, kadınlar ve hareketler üzerinde ciddi etkilenmelere neden olmuştur.

Yaşamı, mücadeleyi, çelişkiyi, savaşı, zorunluluğu, bilgiyi, edinmede yöntem silahtır. Bu silahtan yoksunluk toplamda sonuçları üzerinden de ele alınmalıdır. Diyalektik tarihsel materyalist yöntemi kavrayışsızlık ve kavrandığı ölçüde silahın kimlerin elinde olduğu önemlidir. Bu durum MLM kadınların teorik alanda yetkinleşme sorununu da içermektedir.

Öncelikle sorunun niteliğini doğru tespit etmeliyiz. Çünkü düşüncelerimizdeki olguları nesnel dünyanın yasalarına aynen uyumlu hale getirmek zorundayız. Düşüncelerimizi nesnel dünyanın yasalarına uyumlu hale getirmek yönteme ilişkindir. Şekeri yüksek birisine tansiyon ilacı vermek ne anlama geliyorsa kadın sorununa metafizik yöntemle bakmak da aynı şeydir. Hastalığı doğru teşhis etmenin yolu doğru teşhis yöntemini kullanmaktan geçmektedir. Ancak sorun burada bitmez. Bu yöntemi kullanmak da ustalık gerektirir. Tek bir ayağında dahi aksama durumu bizi zayıflatan bir olgu olarak karşımıza çıkar.

Ancak iş Marksistler için doğru teşhis yöntemini bulmak, bu yöntemi kullanarak hastalığı teşhis etmekle sınırlı değildir. Dünyayı anlama ve açıklama çabası bu bakımdan yetmez, dünyayı değiştirmek gerekmektedir. Marks’tan önce doğru yöntemi bulabilmek için türlü denemeler yapılmıştır. Ancak biz MLM’ler bu noktada sıfırdan başlamıyoruz. Elimizde proletaryanın engin bilgi teorisi yani diyalektik tarihsel materyalist yöntem bulunmaktadır. Okuyalım, tartışalım, öğrenelim, uygulayalım.

İki Çizgi Mücadelesi-Kadın sorunu Ve Sağ tasfiyeciliğin hezeyanları

İki çizgi mücadelesi Partimizin (KP’nin) yaşayıp, gelişmesinin temel koşuludur. O halde canlı bir organizma olarak Partimiz içerisindeki iki çizgi mücadelesini doğru kavramak zorundayız. İki çizgi mücadelesinin önemli bir parçasını erkek egemen anlayışla mücadele oluşturur. Erkek egemenliğine tepki olarak ortaya çıkan feminist anlayışlar da bir diğer mücadele alanıdır. Bu anlayışlardan bazen birinin bazen diğerinin kendisini daha belirgin şekilde ortaya koyduğu süreçlerden geçtik/geçiyoruz.

MLM kadınlar, içinden geçilen süreçte Partimizin tasfiyesini hedefleyen, bunu başaramayınca kaçanların kadın sorununu nasıl “malzeme” yaptıklarını göz önünde bulundurarak bu tartışmaları ciddiyetle yürütecektir. Ancak bizler parti içinde ortaya çıkan yanlış ve hatalı yaklaşımlara karşı liberal kalan tutumlar içinde olmayacağız, erkek egemenliğin ortaya çıktığı her yansımaya ve pratiğe ideolojik bir mesele olarak yaklaşıp mücadele konusu yapacağız. Bir anlayış olarak bu vb. yaklaşımların kişilerde yansıması üzerine tartışmayı tali görüyoruz. Muhakkak çizginin kişi(ler)de somutlaşması ölçüsünde bu tartışma kişi(ler) eksenli de yürütülebilir. Ancak anlayış bazında tartışma esas odak noktamızdır. Bu eksende mücadelemiz ısrarla devam etmektedir.

Proleter kadın hareketi içerisinde (bütün hareketlerde olduğu gibi) burjuva, küçük burjuva anlayışların olması “doğaldır” ve sorun bu anlayışın varlığında değil hakim olmaya çalışırken geliştirdiği devrimci olmayan (sınıfsal karekterine uygun olarak) tasfiyeci yaklaşımındadır. Partimiz bu anlayışla hesaplaşmak istediği ölçüde kaçkınlık ortaya çıkmıştır. Kaçarken kendi küçük burjuva anlayışını gizlemek için alel acele partimiz kadrolarına “kadın düşmanı” yaftaları ortaya atılmıştır. Tabi yalan, manipülasyon üzerinden yürütülmeye çalışılan bir süreçte bu durum burjuva, küçük burjuva anlayışların halk içerisinde, özelde de kadınlarda oluşan hassasiyetlerden faydalanmaya çalışma yaklaşımından ileri gelmektedir. Belki de “hiç kimsenin” bilmediği gerçekleri saklamanın “tek” yolu da budur.

Burada belirleyici olan, kavrayış düzeyi ve anlayışın MLM değerlendirilmesidir. Omurgasız bir kadın hareketi hayal eden reformist anlayış, proleter kadın çalışmasına bu biçimi vermeye çalışmış, başaramayınca yakınmaya başlamış, o da olmayınca karalama politikası üretmiştir. Bu durum, bahsini ettiğimiz olgular, sınıfsal karekter yani nitelikle ilgilidir. Kadın mücadelesine çok ciddi zararlar veren bu gibi anlayışların kökünü kazıyıp atmak, diyalektik tarihsel materyalist yöntemi kullanmamız ölçüsünde gerçekleşecektir.

Öncelikle Partimiz içerisinde her iki çizgiye de damgasını vuran, proleter bilinç yetkinliğinden uzak yüzeysel cinsiyet politikasıdır. Ortaya çıkan her somut “sapmaları” tek başına tartışmak partiyi güçsüzleştirmektedir, partili kadınları güçsüzleştirmektir. Ayrıntılara boğulurken, dile odaklanırken özdeki anlayış perdelenir, esas hedef olmaktan çıkma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bu bakımdan Partimiz içerisinde ideolojik mücadele soyut bir anlam kazanmaktadır. Sınıf ve kadın bilinci tartışmaları bunun en somut göstergeleri durumuna dönüşmüştür. Kadın çalışmalarına “yoğunlaşma” kadın bilinçli olmak; “diğer” alanlara yoğunlaşma “kadın düşmanı” „erkek bakış açısı“ olmak şeklinde kategorileştirilme eğilimleri, kadınları-erkeklerle, kadınları- kadınlarla karşı karşıya koyma yaklaşımlarına dönüşmüştür. Çalışmanın ana içeriğine ve özüne bakmadan yapılan böylesi kategorileştirme ilk önce parti bilincine zarar vermektedir. Bu gibi yaklaşımlarla; proleter devrimciler arasında ideolojik mücadeleyi esas alan, değiştirmeyi ve dönüştürmeyi önceleyen çizgi değil sınıf mücadelesi ile kadın mücadelesi karşıtlığını biçimleştiren anlayış ekilmekte, yeşertilmeye çalışılmıştır. Tam da bu nokta da politikalarımız burjuva-feodal anlayışların ürettiği mücadele yöntemlerinin ötesine geçmeyen/yetersiz kalınılan bir duruma düşmektedir. Partimiz içerisinde ortaya çıkan her anlayışın ideolojik politik özünü çıkarmak, ideolojik mücadelede acımasız olmak ve bu açıdan partimizin komünist çizgisinden taviz vermemek gerekmektedir. MLM kadın yakın(a)maz, değiştirir…

Reformizmin hüküm sürdüğü, alabildiğine atını şahlandırıp kitleler içerisinde sınıf mücadelesinin içini boşaltarak kimlik,inanç, cinsiyet, çevre vb. Sorunları, ekseninden kaydırarak kitleleri sistem içi çözümlere iknaya uğraştığı bu sürecin kadın sorunu özgülünde değerlendirilmesinin yapılması, kadın özgürlüğüne giden yolun ilmek ilmek örülmesi, sürecin tahlilinin kadın mücadelesi cephesinde sınıfsal değerlendirmesini de zorunlu kılmaktadır. Partimiz cephesinde bu yönlü gedikler olduğunun bilincindeyiz. “Kadınlar eziliyor, sömürülüyor, yok sayılıyor”; “kadınlar tacize, tecavüze maruz kalıyor”; “kadınların bedeni ve kimliği savaş arenasına dönüştürülüyor” yüzeyselliğinden çıkmanın tek yolu ideolojik mücadeledir.

Yukarıda bahsini ettiğimiz eksiklikler bu bakımdan yakınacağımız, olmayınca kaçacağımız bir olgu olarak değil yerine getirmemiz gereken görev ve sorumluluklar olarak önümüzde durmaktadır. Bu açıdan MLM kadınlar gerekeni yapmaktadırlar/yapacaklardır. Bu sebeple sağ tasfiyeci anlayışın kaçkınlıklarına “kadın sorununa duyarlılık” elbisesi giydirilmesine izin vermeyeceğiz. Omurgasızlık Lenin’in bahsini ettiği çizgi sorunudur. Çizgisi olmayan bir kadın hareketi, kadın sorununa dair çizgisi olmayan bir komünist parti, kişilere bağlı bir biçimde şekillenir ve bu bakımdan mücadelede kendiliğindencilik hüküm sürer hale gelir. Çizgiyi sadece ve sadece ilkeler ve anlayışlar ifade eder. İlkelerin komünistler için ne anlama geldiğine Lenin’den bakalım; “Ve biz, parti yaşamımızda, tuğlalarımızın ve duvarcılarımızın bulunduğu, ama herkesin görebileceği ve izleyebileceği o kılavuz çizgisinden yoksun bulunduğumuz böyle bir çizgi çiziyoruz diye, komuta etmek istediğimizi haykırsınlar. Eğer biz komuta etmek isteseydik, gazetemizin başlığına, “iskra, n01” değil, bazı yoldaşların istedikleri gibi, ve yukarda anlatılan olaylardan sonra bunu yapmaya pekala hakkımız olduğu gibi, “raboçaya gazeta, n03”yazardık baylar. Ama biz, bunu yapmadık. Bütün sahte sosyal-demokratlara karşı uzlaşmaz bir savaş verebilmek için ellerimizin serbest kalmasını istedik; doğru olarak çizilmesi koşuluyla, çizdiğimiz çizgiye, resmi bir organ tarafından çizildiği için değil, doğru olduğu için saygı duyulmasını istedik.” (Lenin, Ne Yapmalı, s, 158)

Bu bakımdan yürütülen tartışmalar çok çeşitli örneklerle zenginleştirilebilir. Biz bu örneklere girmeyeceğiz. Çalışma alanlarındaki kadınların bilgi, beceri, çaba, kavrayış ve özelliklerine göre mücadele ve mücedele yöntemleri gelişebilmektedir. İçimizden çıkan küçük burjuva sağ tasfiyecilerin reformizmden menkul anlayışları ile aramıza bir çizgi çektik ve bu ayrım sadece onlarla aramızdaki farkı değil benzerleriyle de aramızdaki farkı ifade etmektedir. Bu açıdan çizgiyi Meral’den Çiğdem ve Nergiz yoldaşlara ortaya koyduk. İdeolojik her vurguya alerji duyulmasının nedeni gerçeklerin ve olanın altında yatan anlayışın gizlenmek istenmesinde yatmaktadır.

TKP/ML KADIN KURTULUŞUNUN ÖNCÜ ÖRGÜTLÜ MÜFREZESİDİR!

Bilimsel bilgiye Marksist’ler gereken açıklığı getireli çok oldu. Ancak konu kadın sorunu olunca çoğunlukla Kadın sorununda burjuva bakış açısının sınırlanmışlığına bulanmış reformizm “devrimcilik” olarak soframıza sunulmaktadır. Ve “at izinin it izine” karıştığı bir tablo karşımıza çıkmaktadır. Algısaldan ussala doğru gelişen bilimsel bilginin hareketi içerisinde kadın sorununa ilişkin bilgiler karmaşası, bilimsellikle aradaki mesafeyi de açığa vurmaktadır. Bu anlamda Mao yoldaşın marksist bilgi teorisine katkılarıyla birlikte şu belirlemesi çok önemlidir. İnsan, işinde başarıya ulaşmak, yani beklenilen sonuca varmak istiyorsa, düşüncesinin, kendisini çevreleyen nesnel dünyanın yasalarına aynen uymasını sağlaması gerekir. Bunlar birbirine uymazsa, pratikte başarıya ulaşamayacaktır. Başarıya ulaşamayınca, bundan ders alacak, nesnel dünyanın yasalarına uyacak biçimde düşüncelerini değiştirecek ve böylece başarısızlığı başarı haline getirecektir.”(Mao, teori ve pratik, s, 11)

Partimizin başarmak istedikleri, hedefleri bellidir, programatik görüşleri ortadadır. Partimiz içinde örgütlü MLM kadınların başarmak istediği nedir? Ya da partimiz içinde MLM kadınların özel ve özgün bir sorun olan ve sınıflara ayrışmanın doğal sonucu olan Kadın sorununda başarmak istedikleri nedir? Bu ikisi arasında diyalektik bağı kurmak ideolojiktir. Partimiz, kadınların kutuluşunu sağlamak için de örgütlenmiş öncü müfrezedir. Biz, erkek egemen sistemin yok edilerek yerine tüm cinsiyet ve cinsel yönelimler arasında eşitliğin olduğu sistemin kurulmasını hedefliyoruz. Özünü sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz dünya olarak tarifleyeceğimiz nihai hedeflerimiz bakımından mücadele ediyoruz. Partimiz içerisinde ve mücadelenin her alanında düşüncelerimizi onu çevreleyen nesnel dünyanın yasalarına uygun hale getirmek için ideolojik mücadeleyi elden bırakmadan hareket etmek zorunluluktur. MLM kadınların bunu yapma iddiası da kudreti de vardır.